Android’te Cevapsız Çağrı Uyarısını Nasıl Temizlersiniz?

Ayarlar > Uygulama Yöneticisi’ ne gidin ve üst kısımdan Tümü’nü seçin. Buradaki listeden BadgeProvider’ı açın.

Burada Veriyi Sil’i seçin ve telefonu yeniden başlatın. Bu bende işe yaradı umarım sizin de işinize yarar, kolay gelsin…



Beklediğiniz Harddisk!

Beklediğiniz HarddiskBeklenen harddisk,

3398 dolar hem de! 10 megabyte da kapasitesi varmış!

Daha fazla depolama alanı,

Daha çok hız,

vs.vs.vs.

 

Hey gidi günler demek bize de nasib oldu sonunda. Gerçi ilk kullandığım bilgisayarın harddiski 400 mb gibi bir şeydi yanlış hatırlamıyorsam ama o bile artık tarih oldu!



Bir Profesörün İlk Namazı

Amerika’nın muhtelif üniversitelerinde görev yapan matematik Prof. Jeffrey Lang İslam’a giriş hikayesini yazmış olduğu “Melekler Soruncaya Kadar” isimli eserinde derin felsefi düşüncelerle, ruhani duygular arasında ilk namazını şöyle dile getiriyor:

Müslüman olduğum gün cami imamı, bana namazın kılınışını açıklayan bir kitap verdi. Ancak Müslüman talebelerin buna endişelendiklerini gördüm, bana:

— Acele etme, rahat ol, zamanla yavaş yavaş yaparsın, dediler.
Ben de kendi kendime, namaz bu kadar zor mu, dedim ve talebeleri duymamazlıktan gelerek, hemen vaktinde beş vakit namaz kılmaya karar verdim. O gece, loş ve küçük odama çekilerek kitaptan abdest ve namaz hareketleri egzersizlerini yaptım, namazda okunacak bazı surelerin Arapça okunuşlarıyla İngilizce anlamlarını ezberlemeye çalıştım.

İlk namaz denemesi için kendime güven gelince yatsı namazını kılmaya karar verdim. Vakit gece yarısıydı, kitabı alıp banyoya girdim, kitabı açarak, mutfaktaki ilk yemek denemesi yapan aşçı gibi kitaptaki talimatları dikkat ve incelikle bir bir uyguladım.

Abdest bitince odanın ortasında durup, kapı ve pencerelerin kilitli ve kapalı olmasından emin olduktan sonra kıble olarak bildiğim tarafa yöneldim, derin bir nefes aldım ve elimi kaldırarak alçak bir sesle Allahu Ekber dedim.

Kimsenin beni işitmemesini ve görmemesini umuyordum, yavaş yavaş Fatiha suresi ile kısa bir sureyi Arapça olarak okudum. İkinci bir tekbir alarak Rükua gittim, rükuda biraz tedirginlik hissettim, çünkü hayatımda hiç kimseye eğilmemiştim. Odada yalnız olduğumu hatırlayınca sevindim. Sübhane Rabbiyel Azim dediğimde kalbimin hızla çarptığını hissettim.

Tekrar tekbir getirerek doğruldum ve artık secdeye varma zamanı gelmişti. Secdeye varmak üzere ellerimi ve dizlerimi yere koyunca donakaldım, secdeye gidemiyordum, efendisinin önünde başını yere koyan köle gibi yüzümü, burnumu yere koyup kendimi zillet sandığım bir duruma düşüremiyordum, üstelik bacaklarım da katlanamıyordu, utandım gülünç duruma düştüm zannettim. Bu durumda beni gören, arkadaş ve tanıdıklarımın önünde acınacak ve alay edilecek halimi düşündüm, arkadaşlarımın kahkahalarını duyar gibi oluyordum.

Bir müddet tereddüt ettikten sonra derin bir nefes aldım, başımı seccadeye koydum, dikkatimi dağıtacak düşüncelere yer vermeden ikinci secdeye de vardım. Bu esnada kendi kendime “Daha önümde üç tur daha var” diye düşündüm ve kararlıydım: Neye mal olursa olsun bu namazı tamamlayacağım. Son secdede tam bir sükûnet hissettim. Nihayet teşehhütten sonra selam verdim.

Selamdan sonra bulunduğum yerde olduğum gibi kaldım, geriye dönüp nefsimle giriştiğim savaşı aklımdan geçirdim, bir savaştan çıktığımı hissettim, sonra başımı önüme eğerek mahcup bir şekilde

— Allah’ım geri zekalılığımdan ve tekebbürümden dolayı beni bağışla, uzak bir yerden geldim ve daha önümde kat edilecek uzun bir yol var, diye dua ettim.

Bu esnada daha önce hiç yaşamadığım bir şeyi hissettim. Bunu kelimelerle ifade etmek mümkün değil. Vücudumu, kalbimin bir noktasından çıktığını hissettiğim ve anlatmaktan aciz kaldığım bir dalga kapladı, soğuk gibiydi, ilk etapta irkildim, vücuduma olan etkisinden ziyade garip bir şekilde duygularımı etkiledi ve görünür bir rahmetin varlığını hissettim. Bu rahmet sonra içime nüfuz ederek içimde kaynamaya başladı.

Sonra sebebini bilmeden ağlamaya başladım, ağlamam artıp gözyaşlarım aktıkça, rahmet ve lütuftan harika bir gücün beni kucakladığını hissettim. Günahkâr olmama rağmen, günahlarımdan veya utanç ve sevinçten dolayı ağlamıyordum. Sanki büyük bir set açılmış ve içimdeki korku ve keder sel olup gidiyor. Bu satırları yazarken kendi kendime diyordum:

— Allah’ın rahmet ve mağfireti, sadece günahları affetmiyor, o aynı zamanda bir şifa ve bir sekinedir.
Uzun bir süre başım eğik bir şekilde öylece diz üstü kaldım. Ağlamam durunca, yaşadığım deneyi akıl ile izah etmenin mümkün olmadığını anladım. Bu esnada idrak ettiğim en önemli husus ise, benim Allah’a ve namaza şiddetle muhtaç olduğum gerçeği oldu. Yerimden kalkmadan önce de şu duayı yaptım:

— Allah’ım bir daha küfre girmeye cüret edersem beni, o küfre girmeden önce öldür ve bu hayattan kurtar, hata ve eksiksiz yaşamanın çok zor olduğunu biliyorum, ancak şunu yakînen biliyorum ki, bir tek gün dahi olsa Sensiz yaşamak, Senin varlığını inkâr etmem mümkün değildir.

(Risalehaber, 2009)



Etme Bulma Dünyası

 

Yatakta yatan adam, başucundaki genç doktora:

-Allah senden razı olsun evladım dedi. Bu ameliyatı yapmak için yurtdışından buraya kadar gelmeni, yaşadığım sürece unutmayacağım.

Ameliyat edilen hasta, büyük bir hastanenin başhekimiydi. Tedavisi sadece yurtdışında mümkün görülen hastalığı aniden artınca, çoğu öğrencisi olan diğer doktorlar onun böyle bir yolculuğa dayanamayacağını anlamışlar ve az bir kurtarma ümidine rağmen bu işi üstlenmeye karar vermişlerdi. Fakat o hastalığın sayılı uzmanlarından olan bu genç doktor, nereden haber almışsa almış ve bir hızır gibi yetişip onu kurtarmıştı.

Yaşlı doktor, yattığı yerden genç adamın elini tutuyor ve onu bırakmamak için durmadan konuşuyordu O elleri okşar gibi sıvazlarken:

-Ben, doğum uzmanıyım, diye devam etti. Bir zamanlar anne karnındaki bir bebeğin sakat olduğunu anlamış, onu bu şekilde yaşamaktansa öldürmeyi düşünürken, kıyamayıp doğmasına müsade etmiştim. Sapasağlam yavruları bile ana rahminde öldürenlere inat, onun yaşamasını istediğim için, hayatta bildiğim o tek iyiliğime karşılık Allah seni bana göndermiş olmalı.

Genç doktor, ellerini gevşetip biraz geriye çekildi ve dizlerinden aşağısı takma olan bacaklarını gösterirken:

-Ben de öyle düşünüyorum efendim, diye gülümsedi. Kurtardığınız o çocuk, bendim.



Öğüt

Fazla gülmeyi terk edene heybet verilir.
Fazla konuşmayı terk edene hikmet verilir.
Fazla yemeyi terk edene ibadetin lezzeti verilir.
Mizahı terk edene zarafet verilir.
Dünya sevgisini terk edene ahiret sevgisi verilir.
Başkasının kusurlarıyla uğraşmayı terk edene;
Kendi kusurlarını ıslah etme imkanı verilir.

Hz. Ömer (r.a)



Dilenci

Sen, hergün köşe başlarında,
Yırtık urbanla, kirli ellerinle,
Avuç açan sefil insan…

İnan yok farkımız birbirimizden.
Sen belki tüm yaşamınca dilenecek;
Beklediğin beş kuruşu biri vermezse,
Ötekinden isteyeceksin.

Ama ben tüm yaşamım boyunca,
Tek bir kez dilendim;
Bir acımasız kalbin sevdası ile alevlendim.
Öylesine boş öylesine açık kaldı ki elim,
Yemin ettim bir daha dilenmeyeceğim..!

Victor Hugo



Çikolataya Dikkat!

Hilecilerin şekerlemelerin içine domuz jelatini, tekstil boyası, hayvan yemi gibi pek çok madde kattığı ortaya çıktı. Türkiye Gıda Sanayi İşverenleri Sendikası Başkanı Necdet Buzbaş, bazı firmaların yüksek kâr elde etmek için halkın sağlığını hiçe saydığını söyleyerek, “Özellikle merdiven altı üretim yapan firmalar sağlığımızla oynuyor” dedi. Buzbağ, hilelere de şu örnekleri verdi:

“Şekere tekstil boyası, yumuşak şekere domuz jelatini ve tekstil boyası, çikolataya hayvan yemi olarak kullanılan soya tozu, margarin, keçi boynuzu tozu, leblebi tozu, kavrulmuş bakliyat tozu, fındık zarı katıyorlar. Kansere kadar birçok hastalığa neden olan hileli şekerlemeler, helal gıda kodeksine de uygun değil.” Küp şekere kalıp haline getirmek için mumsu maddeler katanlar da olduğunu kaydeden Buzbağ, “Bu maddeler müsaade edilen sınırlar aşıldığında sağlık açısından tehlikeli” şeklinde konuştu. (more…)



Limon

Tıpta son yenilik, kansere karşı etkili!
Dikkatle okuyun ve kararı siz verin!!!
Limon, kanser hücrelerini öldüren mucizevi bir mahsul. Kemoterapiden
10,000 kat daha güçlü!!!
Neden biz bunları bilmiyoruz? (more…)



Hurma

• Bedeni ve zihni gençleştiriyor• Vücudun ihtiyarlamasına engel oluyor

• Kansere karşı koruyor

• Damar sertliği ve kolestrole karşı koruyucu görevi yapıyor, şişmanlama tehlikesine yol açmıyor

• Böbrek iltihabına ve kumlarına iyi geliyor
(more…)



Havuç Suyu

Havuç suyu, kanı temizler. Vucuttaki üre asidi, ürat tuzları ve benzeri yorgunluk maddelerini, idrarla dışarı atarak, romatizma, mafsallarda ürat birikmesi, kum ve taşda çok fayda verir.

Havuç bol A vitamini ile gözlerin görmesini artırır, her türlü hücrelerin çalışmasını ve yenilenmesini sağlar. Cilde temizlik ve pembelik verir.
Taze sıkılmış havuç suyu yarı yarıya süt ile karıştırıp günde 3-5 bardak içilirse, astım, bronşıt, öksürük, ses kısıklığı ve veremde çok faydalıdır.
Havuç kalp damarlarını genişletir ve kalbi kuvvetlendirir. Kalp rahatsızlığı ve damar sertliği olanlara çok faydalıdır.

Havuç suyunun önemli bir özelliği yemek borusu ve mide yanmasına karşı olan gücüdür. Mide yanması çekenler için bir bardak havuç suyu bulunmaz bir nimettir. . Alzheimer hastalığına karşı taze sıkılmış havuç suyu kürünün önleyici etkisi yaklaşık %80 dir.



%d blogcu bunu beğendi: